Uyarı: Okumakta olduğunuz yazı “tecavüz fantezisi” içeriyor olup, konuya hassasiyeti olan okuyucular için rahatsız edici olabilecek öğeler içerebilir.
Aralık 2016
Son görüşmemizin üzerinden neredeyse bir ay geçmişken alakasız, beklenmedik bir zamanda aradı. Bu gece başkasını bulamamış, diye geçirdim aklımdan. Ablamla arabada olduğumuz için meşgule alıp mesaj attım.
“Arabadayım, açamıyorum.”
“Görüşelim mi?”
“Eve gidince ararım.”
“Ne kadar sürer?”
“Yarım saat falan.”
“Tamam.”
Eve gidince bir duş aldım, biraz da ortalığı toparlayıp herife telefon açtım. B. rahat bir adam. Onun rahatlığına ve özgüvenine gıpta ederim. 10 dakika olmuştu veya olmamıştı ki kapımı çaldı. Kapıyı açınca bir şey demeden içeri girdi ve kaskını elime tutuşturdu.
“Selam.” dedim.
“Ne? Kahve mi dedin?” diye karşılık verdi ayakkabılarını çıkarırken.
Gidip su koydum, o da kanepeye oturup telefonundan oyun oynamaya başladı. Mutfakta kahveleri yaparken telefonundan silah sesleri geliyordu. Birkaç gün önceki patlamayı hatırladım. O gün o bölgenin yakınlarında olup olmadığını sordum. Patlamadan birkaç dakika önce oradan motorla geçtiğini söyledi içeriden, kırmızı ışıkta geçmeseymiş patlama anına denk gelecekmiş. Bunları gayet lakayt bir şekilde söyledi.
Kahveleri getirip sehpaya koydum. Artık telefonu bırakması gerektiğini ima edercesine boğazımı temizledim.
“Şunu on bin yapayım bırakacağım.” dedi ağzında sigarayla. Kahvelerin bitişine doğru anca bıraktı.
“Ee, başlayalım madem.” dedi. Ben de başımla onayladım ve önünde diz çöküp kot pantolonunun düğmelerini açmaya başladım. O da küllüğü sehpadan yanına alıp bir sigara daha yaktı. İki-üç sigara sonra iyi yapamadığımı fark ettim. Ağzım kuruyordu ve yarısına kadar alamadan öğürecek gibi oluyordum. Tamamını alamadığımı bildiği için de zorlamıyordu zaten. Su içtim, bir süreliğine iyi geldi ama yine midem bulanmaya başladı. O da bir şeyler olduğunu fark etti.
“Ne oldu? Bir sorun mu var?”
“Bilmiyorum.” diyebildim yere bakarak, utanmış bir şekilde. Doğrulup yüzümü ellerinin arasına aldı ve beni öpmeye başladı. Kalın alt dudağını özlediğimi fark ettim.
“Sen keyfine bak, tosunum.” dedi yanaklarımı sıkarak. Bu kelime komiğime gitmesine rağmen gülemedim. Onu tatmin edemeyeceğimden dair endişen yüzüme yansımış olacak ki beni teselli etmeye çalışıyor gibime geldi. Gözlerimin içine bakarak gülümsedi.
Bir elini alıp yanağıma götürdüm, yanaklarımı okşamasını istediğini sanıp okşadı.
“Tokat at.” diye fısıldadım. Tek kaşını haylaz bir biçimde kaldırdı.
“Emin misin?” diye sordu. Onayladım. Yavaşça tokatlamaya başladı.
“Sert. Çok daha sert.” dedim. Acıtacak kadar şiddetli vurmaya başladı. Yüzümün sıcaklığının gittikçe arttığını hissediyordum. Bir süre sonra tekrar yanaklarımı sıkıştırıp öpmeye başladı. Şiddetle öpüşürken birden tekrar öğürdüm. Kusacağımdan endişelenip doğruldu. Tekrar öğürdüm.
“Git kus, rahatlarsın.” dedi. Ayaklanıp lavaboya gittim. Öğürmem durmuştu ama kusmak için parmaklarımı boğazıma soktum. Başarılı oldu, klozete az da olsa kustum, rahatlamayı umarak. Dişlerimi fırçalayıp gargara yapıp salona döndüm. Titriyordum. Kıyafetlerini geri giyiyordu. Giderse gitsin, diye düşündüm. Yarı çıplak bir şekilde kanepeye oturup sigara yaktım.
“Kusura bakma, çok mahcup oldum.” dedim.
“Yav mahcup olacak ne var amına koyayım?” diye karşılık verdi. Kalmaya karar vermiş gibi tekrar kanepeye oturdu. Ben de tişörtümü geri giydim. Kanepenin kolçağına sırtını dayayıp ayaklarını kucağıma uzattı. Sohbet etmeye başladık. Sekste yapmak istediklerimi ifade etmekte güçlük çektiğimi fark ettiğini söyledi. Ben de önceden istemeye çekindiğim şeyleri anlattım. Eğlenmiş göründü. O da bana bir şeyler anlattı.
“Sence ben çekici miyim?” diye sordum.
“Hayır, ama tatlısın.” dedi. Normalde zayıf ve kılsız seviyormuş ama beni “sikilesi” bulmuş bir şekilde. Bu yanıt kafamı karıştırdı. Özgüvenimi yerine getirmedi.
Yatak odasına geçip sarılarak uzanmayı teklif ettiğinde şaşırdım, böyle bir yönü olduğunu bilmiyordum. Yatakta bana arkadan sıkıca sarıldı. Biraz önceki üzücü olaydan sonra iyi geldi, huzurlu hissettim.
“Ben böyle sarılarak uyumayı severim, gitmem gerekmese seninle böyle uyurdum.”
“Bilmem, ben hiç böyle uyumadım.” diye cevap verdim.
“Hiç sevgilin olmadı mı senin?”
Kafamı hayır anlamında sallamakla yetidim. Cevap vermedi. Kalçalarımı okşamaya başladı, bir yandan da sürtünüyordu.
“Senin de götün ne güzel lan.”
“İstersen sikebilirsin.”
“Olmaz, sen rahatsızsın bugün.”
Benim loş ışıkta uykum gelmeye başlamışken elini şortumdan sokup öyle okşamaya başladı. Dayanamadı, doğrulup giysilerini tekrar çıkarmaya başladı. Beni de sırtüstü çevirip soydu. Penisimi eline alıp oynadı.
“Seni boşaltayım mı?” diye sordu.
“Olur.” dedim gülümseyerek.
“Boşaldıktan sonra soğumazsın değil mi?”
“Hayır,” dedim “ben sen miyim?” Güldü ve ağzına alıp git-gel yapmaya başladı. Erkek erkek bir tavırla yapıyordu bunu, “oral böyle yapılır işte” dercesine. Yemeği beğenmiş bir erkek gibi homurtular çıkararak, arada gür sakallarını da sürterek. Aldığım zevkten kıvranmaya başlayınca rahat durmamı söyledi. Bir süre sonra beni kendi üstüme boşalttı. Sonra yüzüstü döndürdü, çarşafı yıkamaya atmam gerektiğini kafama yazdım. Artık yerini bildiği için çekmeceden prezervatif ve kayganlaştırıcı çıkardı.
“Seni şimdi bir güzel benzeteyim.” dedi deliğimi kayganlaştırırken. Cevap vermedim. Üzerime yüzüstü yattı, aletini deliğimin biraz yukarısına dayayıp kulağıma “Burası mı?” diye fısıldadı.
“Biraz daha aşağı.” diye cevap verdim. Bunu bilerek mi yaptığını yoksa gerçekten bulmakta zorluk yaşadığı için mi sorduğunu hiç anlayamadım ama her seferinde yapıyordu. Alıştırmadan, birden giriş yapıp agresif bir şekilde git-gel yapmaya başladı. Ben yastığa yüzümü gömüp acıyla bağırınca saçımdan tutarak başımı kaldırdı ve eliyle ağzımı kapadı.
Ağzımla beraber burnumu da kapayıp bir süre nefes almama izin vermedi, şiddetle köklemeye devam ediyordu. Ağzımdan elini çektiği zaman bayılmak üzereydim, hem acıdan ve hem zevkten.
“Ne o? Hoşuna mı gitti?”
Nefes almama izin verdikten bir süre sonra da kolunu boğazımın etrafına dolayıp sıkmaya başladı, yüzüm kızarana kadar. Arada kalçalarıma da vuruyordu sertçe.
“Seni at gibi mi sikmemi seviyordun?” diye sordu alay eder gibi. “Deh, deh, deh!” Her bir sokuşa bir “Deh!” gelecek şekilde.
Boşalmaya yaklaşınca doğrulup prezervatifini çıkardı. Sırtüstü dönüp kafamı bacaklarının arasına getirdim. Yüzüme boşalmaya başladı, bir kısmını ağzımla yakalayıp yuttum. Geri kalanını eliyle yüzüme yaydı. Hafifçe tokat atarak “Aferin.” dedi.
Her zamanki gibi lavaboya gidip aletini yıkadı. Giyindi. Kapıya kadar geçirdim, kaskını uzattım. Yanaklarımdan öpüp gitti.